bi kere de senden evle ilgili bir iş istediğimde itiraz etmeden güleryüzle yardım et be adam.
ben dün gece 01.30 da yattım.
11 Temmuz 2006
28 Haziran 2006
çaresizlik
Metrodan çıkıp biraz yürüdükten sonra gördüm onu. Üzerinde bana benzer kıyafetlerle çömelmiş, dizlerini karnına çekmiş, nereye koyacağını bilemez şekilde ve yaptığının utancıyla ellerini sürekli sıkı sıkı ovuştururken.
"Çok zor durumdayım" yazmıştı sadece önündeki para kutusunun kapağına, "çok zor durumdayım", kırmızı büyük harflerle, zor yazan bir kalemle. Başka ne bir söz, ne bir hareket. Kafası öyle öne eğik, yok olmak ister gibi. Hiç konuşmasına gerek yoktu. Kutuya cüzdanımdaki bozuklukları bırakırken rüyadan uyanır gibi ani bir hareketle kafasını kaldırıp bana baktığında o gök mavisi gözleriyle kala kaldım. Çakmak çakmak gözleri ve birçok güzeli kıskandıracak kadar duru güzelliğiyle. Boğazımda bir düğüm, aman Tanrım! dedim, nasıl olur bu nasıl? Nasıl böyle bir güzellik, zariflik buraya ait olmadığı bağır çağır belli olan bu kadın..buralarda, hayata karşı diz çökmüş "Çok zor durumdayım" der? Kimdir bunun sorumlusu?
Çaresizlikten alev alev yanan gözlerle bana teşekkür ettiğini okudum dudaklarından sadece, sesi kulaklarıma erişemedi. Baktım, gözlerine....taa içine baktım.. her şeyi anlattı bana. Başka söze gerek kalmadı.
"Çok zor durumdayım" yazmıştı sadece önündeki para kutusunun kapağına, "çok zor durumdayım", kırmızı büyük harflerle, zor yazan bir kalemle. Başka ne bir söz, ne bir hareket. Kafası öyle öne eğik, yok olmak ister gibi. Hiç konuşmasına gerek yoktu. Kutuya cüzdanımdaki bozuklukları bırakırken rüyadan uyanır gibi ani bir hareketle kafasını kaldırıp bana baktığında o gök mavisi gözleriyle kala kaldım. Çakmak çakmak gözleri ve birçok güzeli kıskandıracak kadar duru güzelliğiyle. Boğazımda bir düğüm, aman Tanrım! dedim, nasıl olur bu nasıl? Nasıl böyle bir güzellik, zariflik buraya ait olmadığı bağır çağır belli olan bu kadın..buralarda, hayata karşı diz çökmüş "Çok zor durumdayım" der? Kimdir bunun sorumlusu?
Çaresizlikten alev alev yanan gözlerle bana teşekkür ettiğini okudum dudaklarından sadece, sesi kulaklarıma erişemedi. Baktım, gözlerine....taa içine baktım.. her şeyi anlattı bana. Başka söze gerek kalmadı.
16 Haziran 2006
Sevdiklerim: Gustav Klimt/ THE KISS
Çok severim.
İlk gördüğümde, derste desen kullanımının güzelliği anlatılırken ben, erkeğin kadını kavrayışına hayran olup kala kaldığımı,
Sonra bir keresinde çok yaralıyken bu resme bakıp, "beni böyle sevecek birini istiyorum, böyle kavrayacak, beni hayatımla beraber sarıp sarmalayacak birini" diye düşünüp saatlerce ağladığımı,
Yine saatlerle beraber, resmin her santimetrekaresini incelediğimi ama yine dönüp dolaşıp erkeğin, kadını incitmekten korkarak ama bir o kadar da sımsıkı sahiplenerek öpüşüne takıldığımı bilirim.Aşk, Klimt'in "The Kiss" 'idir benim için
ve
herşeyi anlatır.
15 Haziran 2006
ruh halleri 1
Mide bulantısı çekiyor ruhum.
Hafif uyuşmuş, safrası yemek borusuna kaçmış,
Yediklerini hazmedemeyip her an geri gönderiverecek bir mide ve bulantısı gibi.
Tahammülsüzlüğüm ondandır.
(ilk yazılış tarihi: 02.06)
Hafif uyuşmuş, safrası yemek borusuna kaçmış,
Yediklerini hazmedemeyip her an geri gönderiverecek bir mide ve bulantısı gibi.
Tahammülsüzlüğüm ondandır.
(ilk yazılış tarihi: 02.06)
dize:AYNI ŞEHRİ SOLUMAYALIM
İlk defa gitmek istedim bu şehirden.
İlk defa dar geldi sokaklar caddeler.
Tüm hayatımı unutup, gördüğüm kötü bir rüya gibi,
Silip her şeyi,
Yeni baştan başlamak istedim.
Geçmişimin olmadığı bir yer bulup,
Adımı bile değiştirmek istedim.
Öyle iğrendim ki senden,
Sorduklarında,
Hiçbir cevabım seninle aynı olmasın istedim.
Aynı şehri, solumayalım!
(ilk yazılış tarihi : 12.04.06/11.22)
30 Mayıs 2006
Sevdiklerim: Can Yücel / HERŞEY SENDE GİZLİ
Yerin seni çektiği kadar ağırsın
Kanatların çırpındığı kadar hafif..
Kalbinin attığı kadar canlısın
Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç...
Sevdiklerin kadar iyisin
Nefret ettiklerin kadar kötü..
Ne renk olursa olsun kaşın gözün
Karşındakinin gördüğüdür rengin..
Yaşadıklarını kar sayma:
Yaşadığın kadar yakınsın sonuna;
Ne kadar yaşarsan yaşa,
Sevdiğin kadardır ömrün..
Gülebildiğin kadar mutlusun
Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin
Sakın bitti sanma her şeyi,
Sevdiğin kadar sevileceksin.
Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer
Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın
Bir gün yalan söyleyeceksen eğer
Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın.
Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret
Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın
Unutma yağmurun yağdığı kadar ıslaksın
Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.
Kendini yalnız hissettiğin kadar yalnızsın
Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.
Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin..
İşte budur hayat!İşte budur yaşamak bunu hatırladığın kadar yaşarsın
Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün
Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun
Çiçek sulandığı kadar güzeldir
Kuşlar ötebildiği kadar sevimli
Bebek ağladığı kadar bebektir
Ve her şeyi öğrendiğin kadar bilirsin bunu da öğren,
Sevdiğin kadar sevilirsin...
Kanatların çırpındığı kadar hafif..
Kalbinin attığı kadar canlısın
Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç...
Sevdiklerin kadar iyisin
Nefret ettiklerin kadar kötü..
Ne renk olursa olsun kaşın gözün
Karşındakinin gördüğüdür rengin..
Yaşadıklarını kar sayma:
Yaşadığın kadar yakınsın sonuna;
Ne kadar yaşarsan yaşa,
Sevdiğin kadardır ömrün..
Gülebildiğin kadar mutlusun
Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin
Sakın bitti sanma her şeyi,
Sevdiğin kadar sevileceksin.
Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer
Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın
Bir gün yalan söyleyeceksen eğer
Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın.
Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret
Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın
Unutma yağmurun yağdığı kadar ıslaksın
Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.
Kendini yalnız hissettiğin kadar yalnızsın
Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.
Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin..
İşte budur hayat!İşte budur yaşamak bunu hatırladığın kadar yaşarsın
Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün
Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun
Çiçek sulandığı kadar güzeldir
Kuşlar ötebildiği kadar sevimli
Bebek ağladığı kadar bebektir
Ve her şeyi öğrendiğin kadar bilirsin bunu da öğren,
Sevdiğin kadar sevilirsin...
hiç bir şeyden çekmedim şu ağzımdaki yaralardan çektiğim kadar...
Bir insanın ağzında 6 tane aft, 3 x 3 cm'lik bir alan içinde bu kadar mı çıkar ?
Bu kadar mı can acıtır, uykuları bile kaçırır?
Öyle ki,
Unutturmamak için kendini günlüğe yazdırır...
Bu kadar mı can acıtır, uykuları bile kaçırır?
Öyle ki,
Unutturmamak için kendini günlüğe yazdırır...
25 Mayıs 2006
GÜNÜN ÖZLÜ SÖZÜ
Erkek dediğin biraz yontulmamış ve kaba olmalı yoksa doğasında ince kadınsı şeytanlıklar bulundurur ve kadınlar bunları erkeklerde görmeye alışmadıklarından karşılaştıklarında hazırlıksız yakalanırlar.
17 Mayıs 2006
16 Mayıs 2006
saçma-lamalar 1
Ayyyyy ayyy Cezmi,
Daha çok bekliyCezmi
Ayy ayyy Cezmi
Bize çektirdiğin nazmı
diye bir şarkı vardı bir zamanlar...
Daha çok bekliyCezmi
Ayy ayyy Cezmi
Bize çektirdiğin nazmı
diye bir şarkı vardı bir zamanlar...
10 Mayıs 2006
çözümlemeler
Aşık olurken neye aşık olduğun, (gerçeğe mi yoksa kafanda yarattığın hayale mi) kendinle ne kadar çok yalnız kaldığına ve bu yalnızlığında aşık olduğu kişiyi ne kadar çok düşündüğüne bağlı.
Sanırım sağlıklı olanı, aşık olduğunda onu yalnızlığında kafanda tanımaya çalışmak değil, kendini onun hakkında düşünmeye fırsat tanımayacak kadar bile yalnız bırakmayıp, her anını, nasıl biri olduğuna dair onunla birlikte olarak, onu yaşayarak öğrenmek.
Hiçbir ön yargı ya da yanılsama oluşmasına olanak tanımadan.
Karaindrou'ya ithafen...
(ilk yazılış tarihi: 27/07/05)
Sanırım sağlıklı olanı, aşık olduğunda onu yalnızlığında kafanda tanımaya çalışmak değil, kendini onun hakkında düşünmeye fırsat tanımayacak kadar bile yalnız bırakmayıp, her anını, nasıl biri olduğuna dair onunla birlikte olarak, onu yaşayarak öğrenmek.
Hiçbir ön yargı ya da yanılsama oluşmasına olanak tanımadan.
Karaindrou'ya ithafen...
(ilk yazılış tarihi: 27/07/05)
19 Nisan 2006
parça 13: BİR TECAVÜZÜN ARDINDAN

" Seni lanetliyorum!
Dilerim yüce Allah'tan, bana biraz değer veriyorsa eğer, kalbini pisliklerle doldursun. Körel. Kalbindeki en son güzel şey, kalbine son uğrayan güzellik ben olayım. Seneler sonra biz seninle bir daha karşılaşalım ve göreyim seni. Bu arada yüce rabbim beni uzaklaştıramasın senden. Hep kurtulmak istedikçe ben karşına çıkayım. Her harama uçkur çözdüğünde, her kadın saçında, her gülüşte ben gelivereyim aklına apansız ve sen bu hayaletle yaşamak zorunda kal. Kalbin sana bir pislik olduğunu haykırsın.
En büyük dileğim Tanrı'mdan, anan, baban ve değer yargılarını kimler verdiyse sana, bu pisliklerini öğrensin ve yüzüne tükürsün senin.
Seninle ilgili en son büyük duam ve lanetim ise hayatında sevenlerinin azalması ve yalnız kalmandır. O ayazı tanıman ve bu buz gibi hissin kalbini o pisliklerle beraber doldurmasıdır.
Seninle hesabımız bitmedi. Ruhum, ruhunu rahat bırakmayacak. Tekrar karşılaşacağız ve sen o arada benim lanetimle olgunlaşacak, bana geldiğin noktada her şeyi anlamış, her şeyden vazgeçmeye hazır olacaksın. Tek dileğin cezanı çekip tekrar insan / âşık / mutlu olabilmek olacak. O anda benim sana benimle beraber kirlettiğin ve kadınlığını öldürdüklerin adına yapabileceğim tek şey, seni cezasız öylece ölü bırakmak, bir daha hiç yaşatmamak için affederek aşağılamak olacaktır."
Lanetin ardından her şey beklendiği gibi oldu. Naime, yıllar sonra mezarına hayatıyla ilgili hiçbir yük taşımamak için karşısında duran Lanet'e son kez baktı, tüm hafifliğiyle gülümsedi ve affetti.
(fotoğrafla ilgili kelimeler: Mazeppa/Bartabas)
18 Nisan 2006
EMİRGAN KORUSUNDAKİ BEYAZ LALE
17 Nisan 2006
parça 12: DERS 2 / İNSANLARIN SATIR ARALARI
- İyi bir oyuncu olmak için, insanların satır aralarını okumayı öğrenmelisiniz çocuklar. En hesapsız cümleler onlardır. Aynı zamanda sahibi hakkında en çok gizi de ele veren.
Bu size günlük hayatınızda kurduğunuz insan ilişkilerinde de çok şey kazandırır. Okuduklarınızı karşınızdakine söylediğinizde kimi zaman "sobe" lemiş olur ve apansız maskesini düşürüverirsiniz ya da en ihtiyacı olduğu anda ona ait bu cümleleri söyleyerek, "seni görüyorum, farkındayım ve sana değer veriyorum" u başka hiç bir şey yapmaya gerek kalmadan deyiverir, belki de onun için en kıymetli insan olursunuz. Ben mesela en basitinden, değer verdiğim insanlara alacağım hediyeleri hep bu satır aralarından çeker alırım. Bunun yanında bu kısmı iyi dinleyin baylar, hadi sizin cümlelerinizle söyleyeyim, bir erkeğin istediği hatunu tavlamasının en sağlam yollarından da biridir bu, çünkü hatunlar malumunuz kendilerini bilen ve tanıyan erkeklere yani diğer bir deyişle "kadın ruhundan anlayan" larına bayılırlar.
Bu haftaki ödeviniz bu. Buradan çıktığınızda kendinize bir denek seçin ve onun satır aralarını yakalamaya çalışın. Sonra da bir şekilde, ona bu, kendisinin bile belki farkında olmadığı cümleleri söyleyiverin. Bakalım neler olacak? Herkese iyi çalışmalar !
-Abi tapıyorum bu kadına, nasıl bir yaratık bu ya, hem güzel, hem akıllı, hem konuşmasını hem espri yapmasını biliyor. Her ders de bir veciz patlatılır mı ya. "insanların satır aralarını okuyun"! Ben seni okuyayım deyiverecektim az kalsın da zor tuttum. bu kadının kocasını ya da sevgilisini çok merak ediyorum abi.
- Oğlum süper fikir. Madem dikkatini çekmek istiyorsun hatunun, onu seç denek olarak ve şaşırt onu. Zeki kadını ancak böyle tavlarsın oğlum. Dedi ya işte satırlarını bilmem nesini işte oku, sınıfta söyleyiver ona ve "sobe"le.
- İyi de nasıl yapacağım ki ben bunu?
- Ne demek nasıl yapacağım, yuh be bunu da ben mi söyleyeyim sana! Senin gibi bir ekspere! Ne bileyim işte, izle tüm hafta çaktırmadan, satır arası dediği sadece cümle değil herhalde zekanı konuştur oğlum, hareketlerini izle, insanlarla nasıl konuştuğunu falan. Git geyiğine dersle ilgili bir şeyler sor, sana verdiği cevapları tut aklında. Bu sorulara çaktırmadan onun günlük hayat detaylarıyla ilgili soruları da sıkıştır ya da konuyu oraya getir, vesaire.
- Hakikaten lan, afferim be. Aslanım benim.
Bu size günlük hayatınızda kurduğunuz insan ilişkilerinde de çok şey kazandırır. Okuduklarınızı karşınızdakine söylediğinizde kimi zaman "sobe" lemiş olur ve apansız maskesini düşürüverirsiniz ya da en ihtiyacı olduğu anda ona ait bu cümleleri söyleyerek, "seni görüyorum, farkındayım ve sana değer veriyorum" u başka hiç bir şey yapmaya gerek kalmadan deyiverir, belki de onun için en kıymetli insan olursunuz. Ben mesela en basitinden, değer verdiğim insanlara alacağım hediyeleri hep bu satır aralarından çeker alırım. Bunun yanında bu kısmı iyi dinleyin baylar, hadi sizin cümlelerinizle söyleyeyim, bir erkeğin istediği hatunu tavlamasının en sağlam yollarından da biridir bu, çünkü hatunlar malumunuz kendilerini bilen ve tanıyan erkeklere yani diğer bir deyişle "kadın ruhundan anlayan" larına bayılırlar.
Bu haftaki ödeviniz bu. Buradan çıktığınızda kendinize bir denek seçin ve onun satır aralarını yakalamaya çalışın. Sonra da bir şekilde, ona bu, kendisinin bile belki farkında olmadığı cümleleri söyleyiverin. Bakalım neler olacak? Herkese iyi çalışmalar !
-Abi tapıyorum bu kadına, nasıl bir yaratık bu ya, hem güzel, hem akıllı, hem konuşmasını hem espri yapmasını biliyor. Her ders de bir veciz patlatılır mı ya. "insanların satır aralarını okuyun"! Ben seni okuyayım deyiverecektim az kalsın da zor tuttum. bu kadının kocasını ya da sevgilisini çok merak ediyorum abi.
- Oğlum süper fikir. Madem dikkatini çekmek istiyorsun hatunun, onu seç denek olarak ve şaşırt onu. Zeki kadını ancak böyle tavlarsın oğlum. Dedi ya işte satırlarını bilmem nesini işte oku, sınıfta söyleyiver ona ve "sobe"le.
- İyi de nasıl yapacağım ki ben bunu?
- Ne demek nasıl yapacağım, yuh be bunu da ben mi söyleyeyim sana! Senin gibi bir ekspere! Ne bileyim işte, izle tüm hafta çaktırmadan, satır arası dediği sadece cümle değil herhalde zekanı konuştur oğlum, hareketlerini izle, insanlarla nasıl konuştuğunu falan. Git geyiğine dersle ilgili bir şeyler sor, sana verdiği cevapları tut aklında. Bu sorulara çaktırmadan onun günlük hayat detaylarıyla ilgili soruları da sıkıştır ya da konuyu oraya getir, vesaire.
- Hakikaten lan, afferim be. Aslanım benim.
14 Nisan 2006
13 Nisan 2006
işte hayat böyle birşey
ayneeeen böyleee..
kimilerine göre alın yazısı ya da kader dedikleri
üzerinden geçmedikçe görünmeyen ve yaşanmak için üzerinden geçilmeyi bekleyen
beyaza beyazla yazılmış hikayeler...
kimilerine göre alın yazısı ya da kader dedikleri
üzerinden geçmedikçe görünmeyen ve yaşanmak için üzerinden geçilmeyi bekleyen
beyaza beyazla yazılmış hikayeler...
12 Nisan 2006
07 Nisan 2006
parça 11 : İLK DERS
- Mesleklerden en çok zekâ ve bunu kullanma kapasitesi olan aklı gerektireni oyunculuktur çocuklar. Diğer mesleklerde de insan tanımayı gerektiren durumlar oluyor ama hiç birinde kendinden vazgeçmek zorunda kalmıyorsun. Bu sadece yetenekle olamaz. Nasıl bir yetidir ki bu kendini tamamıyla unutup başka bir aksanda, hiç olmadığın bir karakterde, kendini tamamıyla yadsıyarak ve hiçe sayarak yüzünün tüm çizgilerine kadar o rolü ve hisleri yansıtabilmek. Kendini yok varsaymanın en uç halidir oyunculuk. Bu nedenle yeteneğin yanında diğerlerinden sıyrılabilmek ya da hadi bunu hırs ve yarış haline getirmeden söyleyelim, mesleğini en iyi şekilde yapabilmek için aklı da beraberinde gerektirir. Dikkat edin, usta olmuş ve her rolü hakkıyla oynayabilen oyuncular asla sıradan bir zekâya sahip değillerdir. Hatta gazeteciler röportaj yaparken en çok bu tiplerden korkarlar çünkü baş edilmesi en zor olanlar bunlardır. Bir tehdit gördü mü ondan sıyrılması onun için çocuk oyuncağıdır. Akıllı derken iyi insanlardır demiyorum yalnız buna çok dikkat edin. Çünkü bunların kötü niyetli olanlarının hangi role bürünüp seni ne hale düşüreceğini bilemezsin. Neyse, konumuza geri dönersek, size bu mesleğe adım atarken derslerimde yeteneğinizi bir kenara bırakıp, insan tahlili yetinizi ve zekânızı kullanma kapasitenizi geliştirici egzersizleri, bol bol yapacağımızı belirtmek isterim. Hatta ilk ödeviniz en zor olanı. Bunu, sene sonunda bir kere daha yapacaksınız ve aradaki farkı sizinle dönem sonunda büyük bir keyifle tartışacağız. Evet, ilk ödevinizi veriyorum; akıl hastanesine gidip kendinize, zararsız olanlarından yalnız, bu çok önemli, bir hasta belirliyorsunuz ve onu gözlemleyip geliyorsunuz. Size içeri girmenin ve hastane yönetimini buna ikna etmenin yöntemini falan da vermeyeceğim. Her şey sizin kabiliyetinize kalmış. İyi şanslar!
Ders bu konuşmayla başlamış ve bitmiş, Naime de tıpkı diğerleri gibi bu sıra dışı hocadan çok etkilenmişti. Kapıdan çıkarken iki kızın kendi aralarında konuşurlarken "Duydun mu kötü niyetli olanlarından bahsetti. Demek ki başına bir şey gelmiş ki böyle konuşuyor." dediğini duydu. Kız şimdiden karakter tahliline başlamış, hocanın ders anlatırken kurduğu cümleden yaşadığı deneyimi hissetmişti. Umutsuzluğa kapılarak, "Ben sanırım en sonuncu olacağım bu derste." diye iç geçirdi.
Ders bu konuşmayla başlamış ve bitmiş, Naime de tıpkı diğerleri gibi bu sıra dışı hocadan çok etkilenmişti. Kapıdan çıkarken iki kızın kendi aralarında konuşurlarken "Duydun mu kötü niyetli olanlarından bahsetti. Demek ki başına bir şey gelmiş ki böyle konuşuyor." dediğini duydu. Kız şimdiden karakter tahliline başlamış, hocanın ders anlatırken kurduğu cümleden yaşadığı deneyimi hissetmişti. Umutsuzluğa kapılarak, "Ben sanırım en sonuncu olacağım bu derste." diye iç geçirdi.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



